Büyüdü büyüdü büyüdü 

    Sanırım ben bu iş için biraz tembelim ne kadar da uzun zamn oldu hiç ilgilenemedim ; neyse biz bu arada bayağ büyüdük bazen uslu bazen yaramaz oluyoruz genel olarak aktif , hızlı, bilgiye paylaşıma açık büyüyor Can’ım kızım 

    Bazen öyle şeyler den bahşediyor öyle cevaplar veriyor ki şaşıp kalıyorum tabi daha önce de büyüyen bir çocukla yaşamadığım için hayretler içinde kalıyorum mucizevi gibi geliyor bana 

   Neyse bundan sonra daha sık yazacağım şimdilik mrb demek istedim ceeeeee yapıp kaçıyorum görüşmek üzere    
    
    
    
    
 

Evdeki tartışmalar bebeğin beynini etkiliyorEVDEKİ TARTIŞMALAR BEBEĞİN BEYNİNİ ETKİLİYOR UYURKEN BİLE TARTIŞMALARIN FARKINDALAR!

Evde anne ve babasının tartışmalarına “maruz kalan” bebeklerin beyin gelişiminin etkilendiği belirlendi.

Oregon Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptığı araştırma, bebeklerin uyurken bile tartışmalardan haberdar olduğunu ve “sinirli ses tonundan” etkilendiğini gösterdi.

6-12 aylık 20 bebek, uyku saatlerinde laboratuvara getirildi. Uyurken bebeklere çok sinirli, sinirli, mutlu ve nötr tonda anlamsız cümleler dinletildi, beyin görüntüleri incelendi.

Tona bağlı olarak bebeklerin beyin faaliyetlerinin değiştiği görüldü. Çok sinirli tonu duyan bebeklerin, stres ve duygu denetimiyle ilgili beyin bölgesinde fazla hareketlilik belirlendi. Daha önce hayvanlar üzerinde yapılan araştırma, beynin bu bölgelerinin, erken dönemdeki stresten etkilediğini göstermişti.

Araştırmacılar, sonuçların çocuklarda da benzer durumun varlığını gösterdiğini belirterek, bebeklerin anne ve babanın tartışmalarından habersiz olmadığını vurguladı. Araştırma, “Psychological Science” dergisinde yayımlandı.

EHDİTLERLE ÇOCUĞUNUZU KORKUTMAYIN! “HAYIR” DEMEK YERİNE, ALTERNATİF SUNMAK DAHA ETKİLİ.

Çocuğumuz 2 yaşına geldiğinde 2 yaş sendromu dediğimiz inatçılık ve isteklerinde ısrarcı olma dönemine girmektedir. Ebeveynlerin en çok sıkıldıkları ve çocukları ile yoğun çatışmalara girdikleri dönemdir. Bu dönemde çocuklar kimlik savaşı verirler. Önce olmadık şeyleri kendileri yapmak isterler, daha sonra söylenen her şeye “hayır” direnci gösterirler. Peki, bu sancılı dönemi nasıl atlatmalıyız?

Ebeveyn olarak bazen çocuğumuzu tanıyamıyoruz. Onun ısrarcı tutumuna şaşırıp kalabiliyoruz. Dönemin özelliklerini bilirsek her çocuğun bu aşamadan geçtiğini düşünerek, davranışlarının olağanlığını kabul edip rahatlayabiliriz.

İnatçı yaklaşıma ısrarla karşılık vermek ve “Benim dediğim olmalı yoksa çocuk şımarır, önünü alamam” düşüncesine kapılmak maalesef iyi sonuç vermiyor. Sadece içinde bulunduğu 2 yaş sendromunun süresini uzatmış oluyoruz. Eğer çocuğumuza “ Hayır” kelimesini çok kullanmadan yapmasını istediğimiz davranışları pozitif cümlelerle anlatmaya çalışırsak, örneğin, “Terliği ağzına götürme!” yerine ”Terliği ayağımıza giyiyoruz. Bak bu havucu ağzına alabilirsin.” dememiz pozitif bir yaklaşımdır. Çocuğumuza zarar vermediğini bildiğimiz bazı isteklerini yerine getirmemiz aramızdaki iletişimi güçlendirir. Ben kimliğini kazanmasını destekler. Örneğin, boya yaparken önlük giymek istemiyorsa üstünün kirleneceğini göze alarak izin vermeliyiz.

Yasaklar ve cezalar yerine ödüllerimiz çok olmalı. Yaptığı her doğru davranış sözel ifadelerimizle pekiştirilmeli. Örneğin duvarı çizen çocuğumuzun kalemi elinden almak yerine, kağıt verip kağıda çizdiğinde aferin demek gibi.

İsteğinin yoğun olduğu durumlarda çocuğumuza alternatifler sunmalıyız. Örneğin, sokağa çıkarken mont giymek istemeyen çocuğa kalın bir kazak, hırka veya başka bir mont önerilmeli. Seçimi çocuk yapmalı.

Çocuğumuzun sağlığını tehlikeye düşürmeyen konularda uzlaşmacı tavır sergilemeliyiz ancak caddede yürürken elini bırakıp koşmak isteyen bir çocuğa da neden bırakmaması gerektiği açıklanmalı onun duygularını anladığımızı dile getirmeliyiz. Örneğin, “Evet ben seni anlıyorum. Caddede koşmak hoşuna gidiyor. Ama koşullar koşmana uygun değil. Etraf tehlikelerle dolu, elimi tutmanı istiyorum.” demeniz onun duygularını paylaştığınızı gösterir ve sizi sürekli engel koyan biri olarak görmez.

Bu dönem, sabırlı olmamız gereken dönem. Unutmayalım 2 yaş çocuğu sürekli “hayır” diyen bizi reddeden, sınırlarımızı zorlayan bir çocuktur. Bu zor dönemi daha kolay atlatmak için, sorun çıkmadan önce tedbir almalıyız. Çocuğun zarar vereceği veya kendisinin zarar göreceği eşyaları ortadan kaldırmalıyız. Böylece “ona dokunma” demek zorunda kalmayız. “Hayır” her koşulda herkesin engellediği bir durum olmalıdır.

Çocuk iki parmağını prizin içine sokuyorsa bu herkesçe “hayır” denmesi gereken bir durumdur. Ama yemekten önce çikolata yiyorsa herkesin “hayır” demesi gerekmeyebilir. Aile içinde bu konuda birlik içinde olunmalı, annenin “hayır” dediğine baba da “hayır” demelidir. Boş tehditlerle çocuğumuzu korkutmamalıyız. ”Senin annen olmayacağım, seni polis amcaya veririm, seni bırakıp gideceğim.” gibi tehditlere inanır ve güven sorunu yaşayabilir.

2 yaşında artık çocuğumuz bizimle birlikte yemekyemeli, kendisini ailenin bir parçası gibi hissetmeli. Hangi yemekten ne kadar yiyeceğine kendisi karar vermeli. Bizim görevimiz ona sağlıklı seçenekler sunmak olmalı.

Bu yaşta çocuk paylaşmayı bilmez mülkiyet kavramı gelişmemiştir, her şeyin kendisine ait olduğunu zanneder. Bu nedenle başka çocuklarla inatlaşabilir. İlgisini sevdiği bir alana yönlendirebilmeliyiz.

Başka çocuklarla aynı ortamda olmayı sever ancak birlikte oynamaz biz bu döneme paralel oyundönemi deriz.2 yaşın sonunda 2-3 kelimelik cümleler kurabilir ancak çok daha fazlasını anlar. Onunla oyunlar oynayın. TV karşısın da saatler geçirmesine izin vermeyin, yaşına uygun programları izlerken de yanında olun. Ona kitap okuyun, şarkı söyleyin ve onunla konuşun.

2 yaşından itibaren korkunun koşullanma yoluyla öğrenildiğini görürüz. Anne ve baba neden korkuyorsa çocuk da ondan korkar. Anne sürekli “orası karanlık gitme” dediğinde karanlıktan korkacaktır.

İki yaşında çocuğu olan anne ve babaların, iletişim kurarken, dolaylı olmayan ve ima içermeyen konuşmalar yapması gerekir. Örneğin çocuk yemeğini yemediğinde “Yeme yeme, sen böyle yapmaya devam et, sen bilirsin” gibi serzeniş içeren konuşmaları, çocuk, gerçek zannedip o davranışı sergiler.

Örneğin “Bunu bir daha asla görmek istemiyorum, bunu yaptığında babana söylerim” gibi tehditler de bu yaş çocuklarında etkili olmaz. Anne ve babalar özellikle “hayır” kelimesini çok sık kullanmamalıdır. Çocuk olumsuz davranışları yapmayı arttıracak ve gerçekten “hayır” kelimesine duyarsızlaşacaktır.

Gelecekte “hayır” ve “ evet” terimlerini yerinde kullanabilen nesiller yetiştirmeniz dileği ile hoşça kalın.

Meral Hasandayıoğlu
Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı& Aile Danışmanı

çocuk Gelisimi: Küçük Çocuklarda Kaba Kuvvet Eğilimi

Küçük Çocuklarda Kaba Kuvvet Eğilimi

Bir-üç yaş arası çocukların ebeveynlerini en fazla zorlayan davranışlarından biri kaba kuvvet eğilimidir. Bu yaş grubunda çocuklar duygularını, düşüncelerini, isteklerini kısacası içlerinden geçen her şeyi güçlü bedensel tepkilerle anlatırlar. Bu durumun iki temel tetikleyicisi vardır: birincisi duyguları yoğun yaşamaları, ikincisi ise bu yoğun içsel durumları ifade edecek yeterli dil becerisine sahip olmamaları.
Bir-üç yaş arası çocukların istedikleri olmayınca yay gibi gerildiklerini ve kafasını geriye doğru atarak tüm bedeniyle kasılma tepkileri verdiğini görebiliriz. Ayrıca, akranına “merhaba” demeye çalışmak veya onun elindeki oyuncağı istemek gibi basit sebeplerle arkadaşının kafasına vurabildiğini ya da size olan sevgisini göstermek için kolunuzu ısırdığını ve hatta yorulup bunaldığında kendi kafasını yere veya yatağının kenarlarına vurduğunu görebilirsiniz. İşte tüm bu kontrolsüz fiziksel tepkileri bu yaş grubuna özgü kaba kuvvet eğilimi olarak değerlendirebiliriz.
Sinir sistemi gelişimini henüz tamamlamamış, öğrenme tecrübesi çok sınırlı olan, kendini ifade edici dil becerisi yetersiz 1-3 yaş arası çocuklar için bu tepkiler aslında normal kabul edilmelidir. En uyumlu ve yumuşak huylu çocuğun bile 1-3 yaş arası dönemde en azından birkaç kez kendini durup dururken yere attığı, ebeveynini ısırdığı ya da arkadaşına vurduğu olabilir. Ancak çocuğun bu davranışının geçerli gelişimsel sebepleri olduğunu bilmek kaba kuvveti hoş görmek ya da doğrusunu öğretmemek anlamına gelmez. Çocuklar davranışlarının kabul edilir ya da edilemez, doğru ya da yanlış olduğunu sizin yönlendirmeniz olmadan bilemez ve öğrenemezler. Ebeveyn olarak çocuğunuz kendisine ya da bir başkasına vurduğunda, ısırdığında, tekme attığında bu davranışların yanlış olduğunu öğretme sorumluluğu sizdedir.
Elbette ki bu davranışların yanlış olduğunu çocuklara öğretmek için farklı yöntemler vardır. Bu yöntemler çocuğun gelişimsel düzeyine ve mizaç yapısına göre değerlendirilmeli, çocuk özelinde en doğru yaklaşımın ne olduğu belirlenmelidir. Örneğin; dürtüleri akranlarına göre daha yoğun olan ve hafıza becerisi henüz o kadar gelişmemiş çocuğunuz size vurduğunda, yanlış davranışın bir sonucu olduğunu göstermek için onu kendinizden uzaklaştırıp bir süre beklemesini istemeniz hiç işe yaramayabilir. Ama olayların sıralamasını ve neden-sonuç ilişkisini anlayacak kadar hafızaya sahip, dürtüleri konusunda daha kontrollü bir çocuğu olan başka bir aile için bu yöntem mükemmel sonuçlar doğurabilir.
Bu konuda tavsiye üretirken her ebeveynin kendi çocuğuyla yaşadığı tecrübeleri özel olarak değerlendirmek ve çocuğun bireysel özelliklerini hesaba katmak gerekir. Özetle, çocuklarda erken yaşlarda kaba kuvvet eğilimi normal olsa bile ebeveynin çocuğa kendini kontrol etmeyi öğretmesi gerekir.

Sinem Olcay Kademoğlu
Uzm.Psk. (Aile ve Çocuk Gelişimi)

alıntı

Bebek Gelişimi: Bebeğinizin zeka gelişimini desteklemek için neler yapmalısınız?

Erken çocukluk dönemi boyunca zeka gelişimi temelde çocuğun farklı öğrenme deneyimleri ile karşılaşmasına bağlıdır. Bebeklere sağlanacak öğrenme deneyimi onlara farklı görüntüler, sesler, dokular, nesneler ve hareketler sunmakla ilgilidir. Bebeğinize en iyi öğrenme deneyimini onunla birebir etkileşim içinde oyun oynayarak sağlayabilirsiniz. Ancak oyun oynamayı bebeğe onlarca oyuncak sunmak olarak değerlendirmemelisiniz. Bebeğinizle oyuncaklar aracılığıyla oyun oynayacaksanız tek bir zamanda tek bir oyuncak tanıştırmaya özen gösterin. Bebeğin kısıtlı dikkat kapasitesini göz önünde bulunduran bu yaklaşım bebeğinizin daha etkin bir öğrenme deneyimini yaşamasını sağlar.

Bebeklerin etraflarındaki dünyayı keşfetme konusunda yaradılıştan gelen bir motivasyonu vardır ve yaptığınız her şey aslında onu uyarır. Onunla konuştuğunuzda sesiniz, ışık, renkler ve hareketler, yatak odasındaki avize, odaya giren güneş ışığı ya da rüzgar, markete gittiğinizde raflarda gördüğü objeler hepsi bebeğinizin zeka gelişimine katkı sağlar.

Yine de birebir, yüz yüze oyun bebeğinizin zeka gelişimini desteklemek için çok önemlidir ve günlük aktivitelerin bir parçası olmalıdır. Bazılarımız bebekler yürümeye ve konuşmaya başlamadan önce bebekle gerçek bir diyalog kurulamayacağını düşünür. Oysaki yaşamın ilk 6 ayı, bir çocuğun hayatındaki en sosyalleşmeye açık olduğu zamanlardan biridir. İlk aylarda, bebekler oyuncaklardan çok yüzlerle ilgilidirler ve 3 aylıktan itibaren sesleri, kelimeleri, yüz ifadelerini ve çeşitli hareketleri kullanarak bebeğinizle harika karşılıklı konuşmalar yapabilirsiniz. Maalesef ki ebeveynlerin çoğu ilk yılda yüz yüze etkileşim kurma fırsatını kaçırır. Böylece bebek erken dönemde beyin gelişimi için gerekli olan bu önemli deneyimden mahrum kalır. Bebeğiniz onunla neşe içinde etkileşime geçmenizden ve onunla konuşmanızdan bir oyuncakla tek başına oynamaktan çok daha fazla keyif alır.

Bebeklerle iletişim kurmak yetişkin iletişiminden daha farklıdır. Bebeğinizin tamamen uyanık olduğu ve aç olmadığı bir zaman seçin. Göz teması kurun ve bebeğinize kendi tepkisini verebilmesi için zaman tanıyın. Bebeğinizin verdiği ipuçlarına açık olun. Bebeğiniz iletişimi oldukça uyarıcı bulacaktır ve pek çok araya ihtiyaç duyacaktır. Tüm bebekler zaman zaman uzağa bakmaya ihtiyaç duyarlar, hazır olduklarında yeniden size döneceklerdir.

Araştırmalara göre bazı ebeveynler ‘araya ihtiyacım var’ ipucunu okuyamazlar ve bebeklerini etkileşimde kalmaya zorlarlar. Bu durumda bebekler kafasını sağa sola çevirerek kurtulmaya çalışır ve sonunda hareketsiz kalarak ve boşluğa bakarak kontağı tamamen keser. Bu bebeğin zeka gelişimini desteklemekten çok bebeği sıkıntıya sokar o nedenle birebir etkileşimde bebeklerin verdiği ipuçlarını iyi takip etmek, bebeğe zaman tanıyarak etkileşim kurmak gerekir.

Bebeklerle oyun oynama stili ve sunulacak oyuncaklar konusunda pek çok detaya dikkat edilmesi gerekir. Anne-babaların bebekleriyle oynayabilecekleri zeka gelişimini destekleyici oyunlar hakkında bir uzmandan destek almaları faydalı olur.

Gelişim Uzmanı Psikolog Sinem Olcay